'Kötü komşunun' Açtırdığı Müze!

Yurt dışına kaçırılan tarihî İslam eserlerini Batılı talanından korumak için bir asır evvel yapılan bir çağrıyla açılan Türk ve İslam Eserleri Müzesi, depolarındaki eşsiz eserlerden bazılarını teşhire çıkarmaya başladı. Kadim bir Kur'ân da onların arasında olacak…

PAYLAŞ
'Kötü komşunun' Açtırdığı Müze!
Yurt dışına kaçırılan tarihî İslam eserlerini Batılı talanından korumak için bir asır evvel yapılan bir çağrıyla açılan Türk ve İslam Eserleri Müzesi, depolarındaki eşsiz eserlerden bazılarını teşhire çıkarmaya başladı. Kadim bir Kur’ân da onların arasında olacak…
Elazığ Yeni Haber - Özkan Kaya

Film gibi hadiselerle Anadolu’dan kaçırılan tarihî eserler, son yıllarda bir bir ait olduğu topraklara geri dönüyor. Diplomatik ve hukuki çabalarla getirilen her bir eserin arasında ise ayrı hikâye var. Ancak bu toprakların Batılı kaçakçılarla mücadelesi çok öncelere dayanıyor... Sultanahmet’teki Türk ve İslam Eserleri Müzesinin doğuşunda da “kötü komşu ev sahibi yaptırır” misalindeki gibi o mücadele yatıyor...

Osmanlı, tarihin değişik dönemlerinde, çeşitli yöntemlerle arkeolojik yağmalara maruz kalır.  Savaşlarla boğuşulan 19. asırda ise artık iş o kadar çığırından çıkmıştır ki, tarihî yapılar yerinden sökülüyordur. Hâliyle tarihî eserleri koruma çalışmalarına, İslam eserleri de dâhil edilir. Evkaf Nazırı olan Ürgüplü Mustafa Hayri zamanında emir verilir; talana uğrayan dinî mekânlardaki eserlerin İstanbul’a taşınması için çağrı yapılır. Bir asır öncesinin dünyasında, kıymetli nesnelerin İstanbul’a taşınması ise kolay değildir. Buna rağmen Trakya’dan Şam’a kadar birçok şehirden eserler, payitahta akar... Eşsiz halılar, nadide çiniler, kıymetli el yazmaları, rahleler ve daha neler neler... Sene 1914’ü gösterdiğinde bir müze açacak kadar eser toplanmıştır. İşte o yıl “Evkaf-ı İslamiyye Müzesi” Süleymaniye Külliyesinde kapılarını açar. İslam eserlerini bir araya getiren ilk müzedir bu... Böylece kültürel varlıklar, sığınacak bir çatı bulur! Cumhuriyetin ilanından sonra Türk ve İslam Eserleri Müzesi (TİEM) adı verilen mekâna, ikinci büyük eser akışı ise tekkelerin kapatılmasıyla başlar. Kapılarına kilit vurulan dinî mekânlardan alınan eşyalar, 1926 yılında itibaren müzeye aktarılır...  1983 yılında ise TİEM, İbrahim Paşa Sarayı’na taşınır ve o gün bugündür hizmet verir Sultanahmet’te...

GÖLGEDE EŞSİZ ESERLER
Şimdilerde müze, ev sahipliği yaptığı binlerce kıymetli esere rağmen Ayasofya, Sultanahmet Camii ve Topkapı Sarayı gibi abidevi yapıların olduğu meydanda biraz gölgede kalıyor... Kendisini ziyaret ettiğimiz Türk İslam Eserleri Müzesi Müdürü Ekrem Aytar da biraz bu durumdan yakınıyor. Ancak sanatçılar ve yabancı turistler müzenin kıymetini biliyor. Dört Halife devrinden başlayarak ziyaretçilerini, İslam tarihi içerisinde kronolojik bir seyahate çıkaran müzede; “Şam Evrakı” koleksiyonu, ilk Osmanlı kazılarından nesneler, sakal-ı şerifler, el yazmaları, dinî mekânlardan parçalar ve sanatçı Padişahların hat eserleri öne çıkıyor. 
DÜNYANIN EN KIYMETLİ HALILARI
Bütün bunların yanında müze, dünyanın en kıymetli halı koleksiyonuna sahip olmasıyla meşhur. Ekrem Aytar bunu “Yurt dışında halı müzesi olarak tanınıyoruz” diye gülümseyerek anlatıyor. Bin yedi yüzden fazla halının olduğu müzede başka hiçbir yerde olmayan Selçuklu halıları var ki en mühimleri 13. asra ait olanlar... Aytar, “Koleksiyonumuzda 40 bin eser var ama bunun sadece yüzde 10’u kadarı sergileniyor. Bazı bölümlerimizden birkaç müze daha meydana getirmek mümkün” diye konuşuyor. Aytar, ramazan ayında “İnanç ve Sanat” sergisiyle bazı eserleri ilk defa teşhire çıkaracaklarını söylüyor.

EN ESKİ MUSHAF ORTAYA ÇIKABİLİR
Hâlihazırda dünyanın en eski Kur’ân-ı keriminin İngiltere’deki Birmingham Üniversitesinde bulunduğu düşünülüyor. Ancak Türk İslam Eserleri Müzesi, dünyanın en kadim Kur’ân-ı kerimini barındırıyor olabilir. Ekrem Aytar “Tayyar Altıkulaç’ın çalışmaları doğrultusunda, en kadim olma ihtimali olduğu düşünülen bir Kur’ân, depomuzda yer alıyor. Hicri 2. yüzyıla tarihlendiği zannedilen eser üzerinde laboratuvar çalışmaları yapılacak” diyor. Koleksiyona 358 envanter numarası ile kayıtlı olan ve bazı sayfaları bulunmayan söz konusu Kur’ân-ı kerimin, Hazreti Osman tarafından yazdırılarak dünyanın değişik coğrafyalarına gönderilen altı Mushaf’tan biri olduğu ihtimali araştırılıyor. Eser, ramazan ayında da Türk ve İslam Eserleri Müzesinde sergilenecek.

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN