Mimarlık Sanatının İnsan-Şehir Üzerindeki Etkisi


Sanat ve İnsan… İnsanlık tarihine baktığımızda aslında sanatında tarihine bakmış oluyoruz. Çünkü İnsan, sanatı kendini ifade etme aracı olarak kullanmaktadır.

Sanat, yüzeysel bir betimlemeden ibaret değil derinlemesine bir inceleme, tanımlama süreciyle ortaya çıkmaktadır.

Lev Nikolayeviç Tolstoy: “İnsanın bir zamanlar yaşamış olduğu duyguyu kendinde canlandırdıktan sonra aynı duyguyu başkalarının da hissedebilmesi için hareket, ses, çizgi, renk veya kelimelerle belirlenen biçimlerle ifade etme ihtiyacından sanat ortaya çıkmıştı.” demektedir.  Aynı şekilde;

William Glackens de: “Sanat kendi başına bir şey değildir. O, sizin içinizdedir; o, sizin düşüncenizi, özgürlüğünüzü ifade etmenin en ilginç yoludur.” der. Bu nedenle sanat anlayışı sanatçının içinde yaşadığı kültürel ortam, mimari yapılar ve fikir dünyasını beslediği argümanlardan dolayı yapıtlar, toplumdan topluma farklılık gösterir.

Bu nedenle toplumların ve bireylerin bakış açıları değiştikçe, içinde yaşadıkları ortam ve hissettikleri farklı olunca ortaya koydukları sanat eserleri de farklılık göstermektedir. Bu farklılık kişiye ve topluma bir kimlik kazandırır. Kişinin kimliği eserde müteşekkil olurken toplumun kimliği ise şehirlerde mimari ile neşvünema bulur.

“Kültür, genel olarak toplumsal yaşamın ne şekilde olması gerektiğini söyler. Sosyal yapı ise, nasıl olduğunu ortaya çıkarır”

Bir şehri oluşturan materyallerin bütünü, şehrin dokusunu oluşturmaktadır. Şehrin dokusunu oluşturan mekân, form, renk, ışık, su, doğa gibi unsurlardan oluştuğu ve bu bütünlük sonucu şehrin fiziki yapısı şekillenmektedir. İnsan ise bu bütünlük ile birlikte şehrin merkezini oluşturmaktadır. Bütün bu faktörler sanatın terminolojisi ile yakın bir ilişkisi vardır. Bu durum şehirdeki mekânların sanat hüviyetine bürünmesine olanak sağlamaktadır.

Mimari mekânın görülen, duyulan, algılanan, ölçülebilen, hissedilebilen etmenlerin yanında, tanımlayamadığımız, göremediğimiz fakat hissedip tahmin ettiğimiz faktörler de bulunmaktadır. İnanç…

Modern Sanatın mimarlığı mı? Nonsanat’ın mimarlığı mı?...

Tabiatın bir parçası olan mesken kültürümüz modern çağda yavaş yavaş değiştirilmeye hatta bazı yerlerde terkedilmeye başlanmıştır.

Yerine de… Bizden olmayan özenti ve taklit dolu, kimliğinden ve doğasından kopuk bir mesken kültürü hâkim olmaya başlamıştır. İnsanı şehrin mekânsal olgusundan uzaklaştırıp, kentin site anlayışına mahkûm etmektedir. Çağdaş mimarlığın Sanatı, Şehirin yapısının nasıl değiştiğini insanlara bizzat içinde yaşatarak göstermektedir.

Doğan Kuban’ın ifade ettiği gibi; “Her yıkılan eski konut yapısıyla sadece estetik ve mimari bir belgeyi değil,  tarihi ve sosyal dokuyu da ortadan kaldırmıştır.”

Günümüz mimarlık anlayışı şehirlerde insanın doğayla uzaklaşmasını ve mimaride Nonsanat’ın ortaya çıkmasını tetiklemiştir.

İnşa edilecek olan konutların ve kent yapılanmasının teknolojinin imkânlarından faydalandığı gibi planlama sürecinde kültürel değerlerin de göz önüne alınması dileğiyle…

aticikadir@outlook.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
26Ekm

İnsan Üzerine Laf Etmek

06Ekm
28Eyl

Kültürel Miras ve Turizm

20Eyl

İslam ve Estetik

08Eyl

Fatih Ahmed Herberdi