Fatih Ahmed Herberdi


Fatih Ahmet Baba, M.1220 yılında “Belh” şehrinde doğmuştur. M.1313 yılında ise Harput’u Türk-İslam yurdu olması için müritleriyle düşman cephesinde mücadele etmiş ve bu topraklarda silah arkadaşlarıyla birlikte şehit düşmüştür.  Fakat ben bu yazımda O büyük komutanın âlim yönüne değinip medeniyetimizdeki öneminden bahsetmeye çalışacağım. 

İshak Sunguroğlu, Fatih Ahmet Baba’nın kimliği hakkında Beyzade Efendi’nin ihvan-ı kiramiyle vaki olan keşifleri neticesinde elde edilen hal tercümesini şöyle nakleder; “Sen bil ki Harput Kasabası civarında medfun ve Fetih Ahmet namıyla meşhur olan zat, Perevat ya da Perbat şehrinde Şeyhü’l-Kâinat ünvanıyla anılan Aliyü’r-Remeytani’nin talebelerindendir. İsmi Ahmed, tarikatı Tarikat-i Hacegan’dır. 

Hâce Azîzân lakabıyla meşhur olan ve Azîzân tarikatının kurucusu da sayılan Ali Râmîtenî, zikir telkini konusunda cehrî ve hafî iki ayrı usul uygulamış, daha sonra Nakşibendiyye’de hafî zikir esas alınarak cehrî zikir terk etmiştir. Nakşibendiyye Tarikatının kurucusu Bahâeddin Nakşibend, Ali Râmîtenî’nin halifelerinden Muhammed Baba Simmâsî’nin de mürididir. 

Halil Divani Hazretlerinin Hocası… Fatih Ahmed Harputi

Fatih Ahmet Baba hakkında Erzurum’un Pasinler kazasına bağlı Yegân köyünde Türbe-i mahsusunda medfun bulunan Halil Divani Hazretlerinin türbedarı Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin kütüphanesinde bulunan tevliyetnamede şöyle bahsedilir; “Erzurum ve havalisi Tebriz’e merbut (bağlı) iken ol zamanın hükümdarı Aras’ın bir kısmını Halil Divani’nin Türbesine vakfetmiş…” Bu vakıfnamede Halil Divani’nin, Evlad-ı Resülden (Peygamber neslinden) olduğu ve silsilesi tamamen yazılı bulunduğu gibi Halil Divani Hazretlerinin şeyhi de Fatih Ahmed Herberdi (Harputi) olduğu yazılmıştır. 

Kaleden dışarı Feth - i Bab Tekkesi, ulu asitandır.

Harput’a bir kilometre mesafede, şehrin kuzeydoğusunda Göllü Bağlarına (Karataş ve Serince köylerine) giden yolun sağında medfun olan Fatih Ahmed Baba, Şeyhül Kâinattır.  Evliya Çelebi’nin de dediği gibi "Kaleden dışarı Feth - i Bab Tekkesi, ulu asitandır." 

Kısa da olsa biraz Harput ve Fatih Ahmet Babanın Medeniyet safhasındaki önemine de değinmek istiyorum. Mekânlar, o mekânlarda hayat bulan mutasarrıfların-komutanların yani gönül sultanlarının ismi ile anılır. Harput da tarihte birçok medeniyetlere ev sahipliği yaptığı gibi bağrında da birçok önemli şahsiyetleri barındırmıştır. Bilmek, tanımak ve örnek almak, nesiller arası iletişim kurmaktır. Medeniyet inşasının bir parçası olmak gerek...

Evet, son sözümü Mehmed Niyazi’nin kaleme aldığı Türk Tarih Felsefesi kitabından bir pasajla tamamlıyorum; “Sosyal konularda mümkün olmayan sıçramaya veya ray değişikliğine kalkışmak bir milletin köküyle ilişkisini koparır. Kökle ilişkisinin kopması kimlik bunalımını doğurur. Kimlik bunalımı yozlaşmanın birinci sebebidir; yozlaşma habis kanser misali hayatın her yönüne dejenere (yozlaşmış) eder; sanatını, bilimini, tefekkürünü, metafiziğini bütün değerlerini yitiren bir milletin yaşaması kabil mi? Dilini, dinini, hafızasını, yani tarihini kaybeden milletler, büyük kırılmaya uğrarlar; canlı, değerlerini yaşayan milletlerin benliğinde erirler. Tarihte silinen milletlerin tamamı kılıçtan geçirilmedi; büyük kırılma ile pek çoğu asimile oldu.”

Fatih Ahmet Babayı duamızda unutmamak dileğiyle ve Medeniyet şuuru ile kalın sağlıcakla…

aticikadir@outlook.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl

İslam ve Estetik

08Eyl

Fatih Ahmed Herberdi

10Ağs

Palu'yu Yeniden Keşfetmek

06Tem

BERGAMA’DA HARPUT'LU BİR AİLE

16May

Harput Telgrafhane Binası