Elazığ STK Platformundan 28 Şubat Açıklaması

Elazığ STK Platformu tarafından 28 Şubat'ın yıl dönümü dolayısıyla program düzenlendi. Programda Elazığ'daki sivil toplum kuruluşları bir araya geldi.

PAYLAŞ
Elazığ Yeni Haber - Elazığ Yeni Haber

Elazığ STK Platformu Dönem Sözcüsü İbrahim Kayaoğlu düzenlenen programda 28 Şubat sürecini o dönemde atılan gazete manşetlerini değerlendirerek anlattı. Elazığ STK Platformu Dönem Sözcüsü İbrahim Kayaoğlu açıklamasında, “Bugün günlerden 28 şubat aklımıza post modern darbe geliyor. Bugün arkadaşlarımızla birlikte o gün ne oldu? Neden bunu konuşuyoruz? Neden gündemimize taşıdık? anlatmaya çalışacağım” dedi. “

Kayaoğlu, o dönemde ülkenin bir kaosa sürüklendiğini, kaos sonucunda da bir seçim olduğunu ve Necmettin Erbakan hocanın ve Tansu Çiller’in bir hükümet kurmaya çalıştıklarını hatırlatarak, “Hocanın akademik kimliğinin yanında İslami kimliği de vardı. Erbakan hocanın bu kimliğiyle üstün başarı ve yeteneğinin dış güçler tarafından bilinmesi, hocanın başarılı olması ülkenin başarılı olması anlamına geliyordu. Dış güçler ülkemizin güçlü olmasını istemiyordu. Ülkemizde ne zaman kaos olacak, ülke ne zaman anlamsız şekilde gündem oluşturacak olursa bu dış güçlerin ekmeğine yağ sürüyordu. Dolayısıyla seçmenlerin oylarına saygısızlık yapıldı” ifadelerini kullandı. “

Kayaoğlu, “28 Şubat öncesi ve sonrası kısa döneminde o zamanki medyada çıkan şeyler şunlardı” diyerek 28 Şubat sürecini şöyle anlattı: “Batının en önemli silahı paraydı, ekonomiydi. Bize ilk uyarıları ekonomik yönden sıkıntıya sokmak olacaktı. “IMF’den Kriz Uyarısı” başlıklı gazete manşeti ile ilk uyarılarını yaptılar. Öyle algı oluşturuldu ki sanki ülke ekonomik sıkıntıya düşecek. İlk işlevleri kriz uyarısında bulunmak oldu.İkinci uyarıları “Laiklik Elden Gidiyor” başlıklı manşetle oldu. İktidara henüz yeni gelinmiş. Ülke kendi yağında kavrulmanın hesabını yaparken başımıza laiklik uyarısı ile çıktılar. Laiklik baskısı kurmaya çalıştılar. O devletin askerleri ülkesinin insanına karşı gerekirse silah kullanırız diyebilme kabiliyeti gösterdiler. Biz kendi insanımıza karşı değil ülkemizi yıkmaya karşı cephe oluşturanlara karşı cephe oluştururuz. Genel kurmayımız talihsiz bir açıklama yapmış. Böyle bir şey oldu. Bunu 15 Temmuz’da da yaşadık. Ya Uy, Ya Çekil” başlıklı manşet attılar. Uyulması gereken, çekilmesi gereken şey ne? Medya üzerinden hükümeti yıkma için elinden gelenleri gösteriyorlardı. Bizim milletimizin ne kadar kadirşinas olduğunu, milletimizin asla geri çekilmeyeceğini bilmiyorlardı. Onu da 15 Temmuz’da öğrendiler.

Kayaoğlu açıklamasında "Ordudan Son Uyarı" başlıklı manşet girdiler. Ordunun medya üzerinden dış güçlerin yönettiği bir baskı vardı. Ülkemizde kaos, kargaşa herhangi bir durum söz konusu değildi. “Muhtıra gibi brifing” manşeti atıldı. Bir takım asılsız olaylar gösterilerek ordu tarafından hükümete muhtıra gibi brifing verildi. Hükümetin kalmasından çok gitmesini istiyorlardı. Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında devlet için, devletin insanı için acımasız şeyler konuşuluyordu. Öğrencilerin başlarının açılması, İmam Hatip Okullarının kapanması, Üniversitedeki başörtülü öğrencilerin okuldan atılması, memur olarak çalışan öğretmenlerin işlerine son verilmesi söz konusuydu. " dedi.

“ÜLKEMİZ YİNE BURADA DURUYOR”
“Hocayı göndermek artık vacip oldu” uyarısı yapıldı. Ülkemiz yine burada duruyor. Bu ülke için yeni doğan çocuklar Afrin’de canlarını veriyorlar. Ekran karşısına çıkıp ülkesini, insanını karartma beyanatı veren insanlar umuyorum ki zor durumda değillerdir.

“BÜTÜN MEVZU ÇİLLER İLE ERBAKAN’IN ARASINI BOZMAKTI”
“Erbakan devre dışı” manşetini attılar. Bütün mevzu aslında o zaman Tansu Çiller hanımefendinin Erbakan arasındaki ilişkiyi bozup hükümeti yıkmaktı. Bu uyumu yıkmak isteyen insanların mücadelesi ne idi? O zoru o zaman başardılar. Ama ancak 5 yıl sürdü. Hak ve hakikat mutlaka tecelli edecektir.

“NE ŞERİAT GELDİ NE İRTİCA GELDİ”
Ülkede ekonomik sıkıntılar var. İşsizlik hat safhada. Sıkıntılar varken ülkenin gündemine bakar mısınız? Şimdi başı açık ve kapalı insanlar statta maç izliyor. Ne şeriat geldi ne irtica geldi. Bu ülke, devlet, bayrak bizim. O zaman 1997 doğumlu olan bir çocuğun şu an da 21 yaşında ve şu anda bu manşetleri gördüğü zaman asla inanamazlar. Ülkemizde böyle gündemlerde mi vardı, derler. Bunlara karşı ülkemizi, ülkemizin insanının uyanık olması gerekiyor. Ülkemiz insanın bu abuk sabuk şeylere dönüp bakmaması, hiçbir taviz vermeden vatanına milletine sahip çıkması gerekiyor.

“HOCA SÖZÜNÜN GEREĞİNİ YERİNE GETİRDİ”
Erbakan hoca istifa etti. Hoca biliyordu ki istifa etmemiş olsaydı, gazete manşetlerinin atacağı manşet şu olurdu: İşte sözünde durmadı. Hoca sözünün gereğini yerine getirip istifa etti. Hocanın boşluğunun Tansu Çiller’e verilmesi gerekirken Tansu Çiller’e verilmedi. Bunlar muhalefet insanların yapmış olduğu beyanatlar, gazete manşetleridir.

“BU MEDYANIN İŞİ DEĞİL”
Düşüne biliyor musunuz? Bir ülkenin medya grubu sahibi hükümeti ben kurar, ben yıkarım gazete manşeti atsın. Hiçbir gazete manşetinin işi bu değil. Bu medyanın işi değil. O zaman bakış farklıydı. Sen kimsin bir gazete patronusun. Bu gazete patronları kendi kendilerini yönetmiyorlardı. Onlar yönlendiriliyordu. Onlar sadece beyanatlarda bulunuyorlardı.

“BUNLARIN BİRBİRİNDEN FARKI YOK”
“Gülen de uyardı” diye gazete manşeti var. Bu adam kim hoca diye tanıdığımız bu adam, İsrail’de öldürülen çocuklara acıyorum ama Filistin’de öldürülen çocuklara acıyorum diyemeyen bir mahluk. Bu adam nerede? Amerika’da. Kim koruyor Amerika. Amerika şu anda PYD’yi, PKK’yı da koruyor. Bunların birbirinden farkı yok. Zaman’ın gazetesi “Hayırlı olsun” manşeti geçiyor. Ne hayırlı olsun? Dünya lideri Erbakan hocanın gitmesi. Bu başlığı atan FETÖ terör örgütü lideri. “Demokrasi İşliyor” manşeti atıldı. Nasıl demokrasi ise bunla İsrail’deki dostlarına mesajı gönderdiler.

“TANKLARI HALKIN İÇERİSİNDE YÜRÜTEREK GÖZDAĞI VERDİLER”
Sincan’da tankları yürüttüler. O zaman tankları yürüten insanlara bu tankların ne işi vardı, diyoruz. Yollarda problem vardı, diyorlar. Buna 5 yaşındaki çocuklar bile gülerler. Biz de gülüp geçiyoruz. Tankları halkın içerisinde yürüterek gözdağı verdiler. Çünkü dış güçler öyle istiyordu. Bilmiyorlardı ki bu halk bir gün o tankın önüne geçip o tankı durduracaklar. Öyle bir teste ihtiyaçları vardı. O testi de milletimiz 15 Temmuz’da verdi.

“TANKIN YERİ NE BOĞAZ KÖPRÜSÜ NE SİNCAN”
O ülkeyi kaosa sürükleme girişiminde o tanklar bizim dendi. Tankın sahipleri tankın üzerine çıktı. Şu anda aynı tanklarımız Afrin’de yola çıktı. Tankın yeri ne boğaz köprüsü ne Sincan. Tankın yeri şu anda Afrin. Mehmetçiğimiz Afrin’de şanlı Türk bayrağımızla birlikte sınır güvenliğimizi sağlamak, oradaki mazlum halkı teröristlerden korumak adına oraya giden tanklarımızdır.”

“BU ÜLKENİN ASIL SAHİPLERİ BİZLERİZ”
Elazığ STK Platformu Dönem Sözcüsü İbrahim Kayaoğlu, “Tarih boyunca ne FETÖ terör örgütleri ne PKK ne PYD hiçbir zaman bitmeyecek. Biz diyoruz ki bu ülkenin asıl sahipleri bizleriz. Geçmişte olduğu gibi şimdi de ülkemiz üzerinde bir takım oyunlar oynanacaktır. Ülkemiz için her şeye razıyız. Kardeşliğimize karşı gelebilecek en ufak düşüncesi olana tepkimiz olacak. Bizler asıl sahipleri 15 Temmuz’daki o büyük insanlar bu ülkenin gerçek sahipleri. Bu ülke coğrafyasında yaşayan herkesin duyarlı olması gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.

“ASKERİ POSTMODERN DARBELER İLE BİZLERİ YILDIRAMAYACAKLARINI ANLAYACAKLAR”
Önder İl Başkanı Osman Cem Karahüseyinoğlu ise yaptığı konuşmada, “28 Şubat’ta tüm toplum kesimlerinin mağduriyeti olan imam hatipler. Bundan dolayı bir nesil, yok etme noktasına getirdiler. Sadece saçımızı kesebildiler. 28 Şubat’ın birçok yönü var. Ekonomik yönü var. Para kaybedildi ve geri geldi. Askeri postmodern darbeler ile bizleri yıldıramayacaklarını anlayacaklar. Son olarak 15 Temmuz’da bir darbe yapmaya çalıştılar. Halk duruma meydanlarda el koymuş oldu. Bu mağduriyetlerin giderilmesi için çok şeyimiz var. Yargı süreci onlara işledi” şeklinde konuştu.

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN