Elazığspor ve Takım Olma


                      ‘Yetenek maçı kazandırır ama zeka ve takım oyunu şampiyonluğu...’

                Bu sözlerin sahibi dünyanın gelmiş geçmiş en yetenekli sporcularından Michael Jordan. Baştan aşağı yetenek olarak dünyaya gelmiş bir sporcu bile şampiyon olmak için zeka ve takım oyununun yeteneklerden önemli olduğunu söylemiştir. Bende yazımı bu efsane sporcunun, spor tarihine geçmiş çok sevdiğim, kendime düstur edindiğim bu sözleri ile başlayacağım. Bizde Elazığspor olarak şampiyon olmak istiyorsak zekice hamleler yapıp doğru takımı kurmamız gerekir. Takım sadece sahada mücadele eden 11 kişiden ibaret değildir. Bir takımı camia ve taraftar, yönetim, teknik heyet, son olarak ta sporcular oluşturur. Sahada mücadele eden 11 kişi belki de önem sırasına göre takımı oluşturan son unsurudur. İyi bir takım olmak için ilk önce kuvvetli, birlik beraberlik içerisinde bir camia daha sonra her koşulda takımı sahiplenen Elazığsporun çıkarlarını kendi çıkarlarının üzerinde tutan taraftar ve taraftar gurupları, Siyasi ve şahsi çıkarlardan arınmış en doğru teknik ve sporcu kadrosunu oluştura bilecek yeteneğe sahip ve bunların külfetlerine katlana bilecek manevi ve maddi kaynaklar temin edebilecek yönetimler ve son olarak ta iyi futbolculardan önce iyi sporculardan oluşan karakterli bir sporcu topluluğu gerekir.

            Gelelim Elazığsporumuza, iyi bir takım olmanın birinci unsuru olarak gördüğüm camia ya en son değinmek istiyorum. Camiaları da oluşturan temel unsurlardan biri olan taraftarla devam edecek olursak bence Elazığsporun yanında her koşulda iyi günde kötü günde destek olan Elazığsporun çıkarlarını her şeyin önünde tutan, işinden, aşından, ailesinden fedakârlık yapıp her şeyini Elazığspora veren çok temiz, gönülden ve samimi bir taraftar kitlesi var. Bu her takıma nasip olmayan Elazığlı olmaktan geçen mayasında ki gakgoluk hamurundan gelen önemli bir özellik. Bunun yanında az sayıda da olsa gerek geçmişteki yönetimsel hataların neden olduğu gerekse son zamanlarda, kısmide olsa dejenerasyona uğradığını düşündüğüm Elazığlı olmak ve Elazığ’lılık bilincinin sonuçları olarak tribüne yansıyan kişisel rantlarını Elazığsporun önünde tutan, bilinçli yada bilinçsizce takımına faydadan çok zarar veren bir yapıda var. Buna son yıllarda sadece ilimiz, bölgemizde değil toplum olarak dünya olarak  yitirdiğimiz bazı ahlaki ve toplumsal değerlerin  spor sahalarına yansıması da diyebiliriz. Tribünler toplumların aynasıdır. Günümüzün ekonomiye dayalı dünyasında bu dejenerasyon kaçınılmaz olarak görülse de bunu bertaraf etmenin en etkili yolu gençlerimize Elazığlı olmanın ne demek olduğunu,  Elazığ’lılığı anlatmalı, bilinçlendirmeli ve  bir Elazığ’lının nasıl davranması gerektiğini anlatmalı, yaşamalı ve yaşatmalıyız.

          Takım olmanın bir diğer ayağı da profesyonel yöneticiler.Yazımın başında yer verdiğim Michael Jordan’un  ‘Yetenek maçı kazandırır ama zeka ve takım oyunu şampiyonluğu’ sözünden yola çıkarak Elazığsporun yönetiminde bulunan herkes kendi alanlarında başarılı iş adamları, bürokrat olabilirler. Her biri ayrı ayrı kendi işlerinde çok yetenekli olabilirler. Ama spor kulübü  idareciliği konusunda ne kadar yetenekliler ve yönetim içinde ne kadar takımlar benim için soru işareti. Kişisel yetenekleri belki günü kurtarır ama sezonu kurtarmak istiyorlarsa zeki davranmak ve takım olmak zorundalar. Zeki olmak da doğru zamanda doğru hamleleri yapmayı gerektirir. Yönetim kendi içinde koskoca bir takım olmasına rağmen sahada sadece yönetimden 3-4 kişiyi görüyoruz. Elazığspor yönetiminde olmanın gururunu yaşayan çok, elini taşın altına koyan yok. Başkan Sedat Karataş ve 2-3 arkadaşının yoğun çabası, elini taşın altına koymayanlarında açıklarını kapama uğraşı hem kendilerini de yormakta hem de yetersiz kalmalarını sağlamaktadır. Elazığspor yönetimi deyince Elazığ kamuoyunun aklına başkan ve  başkan ile birlikte mücadele eden 2-3 arkadaşından  başka isim gelmiyorsa bu sayın başkana da haksızlıktır, Elazığsporlularada haksızlıktır. Elazığspor yönetimi herşeyden önce takımı büyük bir borç batağından çıkarmış kapatılmaktan kurtarmış ve bugünlere gelmesini sağlamıştır. Sedat Karataş ve Yönetimini bu anlamda kutluyorum. Kendileri Elazığspor için unvanlarını, siyasi geleceklerini riske atmış kimsenin sorumluluk almadıkları dönemde sorumluluk almışlardır. Başkanın gösterdiği bu gayreti yönetimde 3-4 kişiden fazlası göstermemektedir. Yönetimin ya kendine kambur olanlardan bir an önce kurtularak, kendine destek olacak yeni takım arkadaşları bularak yola devam etmesi ya da takım oyununu daha çok adamla oynayacak başka oluşumlara yol açması gerekmektedir.

            Yine yönetimden bahsetmişken borcun azaltılmasında, kulübün yaşamasında herkesten çok emeği olan adeta kulübü ipten alan Sayın Belediye Başkanımız Mücahit Yanılmaz unutulmamalıdır. Kendisine bir Elazığspor taraftarı olarak şükranlarımı sunuyor desteklerinin devam etmesini Elazığspor adına rica ediyorum.

             Sacın diğer bir ayağı teknik heyet ve sporculara gelecek olursak, Her hocanın kendine göre doğruları, taktikleri, antrenman teknikleri, stratejileri vardır. Bu çok göreceli bir kavram olduğundan neyin doğru ya da yanlış olduğu konusuna girmeyeceğim. Zaten yıllarını futbola vermiş futbol adamlarıyla futbol bilgimi de yarıştırmanın doğru olmadığını, beni aşacağını düşünüyorum. Demem o ki herkes taktik verir, antrenman yaptırır, strateji geliştirir doğru ya da yanlış, içlerinde doğru olanlarda çıkar yanlışlarda, doğrusu çok olan daha başarılı olur. Ama bu şampiyonluk için yetmez. Başarı için kendinizi ve oyuncularınızı en iyi olduğuna inandırmanız gerekir. Böylece en iyilerin nasıl çalışması gerekiyorsa öyle çalışır, nasıl davranması gerekiyorsa öyle davranırsınız. Buda başarıyı peşinden getirir. Bizim taraftar olarak takımımızdan beklediğimiz Başarıdan önce o çok sevdiğimiz armaya saygıdır. Hiç kimsenin Elazığspordan üstün olmadığını anlatacak bir teknik heyet ve kendini formadan büyük görmeyen bir oyuncu gurubu istiyoruz. Hiç kimse, hiçbir gol, hiçbir maç bir taraftarın gözünde ki yaştan, bir deplasman yolculuğunda paylaşılan simitten, bir çocuğun sevincinden, geçmişte sadece bir çorba içilerek çıkılan maçtan, armasını yere düşürmemek için yenilen dayaktan, maç için girilmeyen bir sınavdan, bugün aramızda olan - olmayan bu takımı kurmak için işinden ailesinden fedakarlık yapanların harcadığı zamandan kısacası camiaları camia yapan geçmişlerinden anılarından daha kıymetli değildir. Saha da mücadele eden 11 kişiye gelince sadece Elazığsporda değil bir çok takımda maddi sıkıntılar var ödemeler düzenli yapılmıyor. Futbolcuların bir an önce para alamıyoruz düzenli ödeme yapılmadan oynuyoruz gibi düşüncelerden arınması babalarının hayrına oynuyormuş psikolojisinden kurtulması gerekmektedir. Sizler daha iyi biliyorsunuz ki alacaklarınız garanti altındadır er ya da geç bir şekilde hepsini son kuruşuna kadar alacaksınız. Her imkan ve koşulda insan kendine yakışanı yapar deyip sporcularımızın da kendine ve Elazığspor formasına yakıştığı gibi terlerinin son damlasına kadar mücadele edeceğini düşünüyor emekleri için hepsine teşekkür ediyorum. Hayat boyu zorlukların karşınıza çıkması kaçınılmazdır. Fakat ,yenilmek ise sizin seçiminizdir. Biz kazanmayı seviyoruz.

            Son olarak  gelelim takımları takım yapan takımların olmazsa olmazı camialara. Camia bir spor kulübünü kulüp yapan en önemli unsurdur. Çok şükür ki Elazığsporda Kökleri Elazığ sevdasına dayanan, futbolu bilen sporu seven büyük ve köklü bir camiaya sahip. Elazığsporu kapanmanın eşiğinden kurtaranda bu şehirin gözbebeği yapanda bu camianın büyüklüğüdür.

            Benim için Elazığspor Türkiye’nin en büyük kulüplerinden bir tanesidir. Çünkü bir spor kulübünü büyük yapan ne kasasında ki para miktarıdır ne stadyumunun büyüklüğüdür ne de müzesinde ki kupa sayısıdır. Bir spor kulübünü büyük yapan onun ardında ki camialardır, camiasının büyüklüğüdür. Bu yüzden Elazığspor benim için Türkiye’nin en büyük kulüplerinden biridir.
 

dinc_84@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Ekm

Yalnızlığın Etki Tepkisi

10Ekm
14Eyl
22Ağs
05Mar

Futbol ve Hayat!