Temelden Başlamalıdır; Değişim


Türkiye’de üniversite reformu Darülfünun’un kapatılıp, İstanbul Üniversitesi’nin açılmasıyla başlamıştır. 1 Ağustos 1933 tarihinde İsviçreli bir Profesörün hazırladığı rapor doğrultusunda yapılan üniversite reformuyla ne yazıktır ki, üniversitenin başındaki kişiye “papaz” anlamına gelen “rector”, fakültelerin başındaki kişiye de “mahalle papazı” anlamına gelen “decan” denmiştir. Özellikle Anglikan ve Katolik kiliselerinin bazılarında rektörlerin olduğu bilinmektedir.

Nazi Almanyasından kaçıp Türkiye’ye gelen Yahudi bilim adamları, üniversitelerimizin ders veren anlamındaki “müderris”, “şeyhü’l müderrisin” kelimelerinin yerine Hristiyanlıktan alınan kelimeleri ikâme etmişlerdir. Üniversitelerimizi yöneten hocaların bir din adamı ismiyle (üstelik Hristiyanlık’tan alınan) isimlendirilmesi bu zamana kadar pek de kimseyi rahatsız etmemiş gözüküyor. Laik kesimlerde bu durumun rahatsızlık vermemesi ne kadar çelişkili bir durum!.

Hristiyanlıktan kelimeler alınırken rahatsızlık duymayanlar, itiraz etmeyenler var değil mi? Herkes halden memnun; lakin daha düne kadar Beştepe’de içinde cami, kütüphane gibi önemli inanç ve kültür merkezlerinin olduğu yere “Külliye” denmesi Beyaz Türkleri rahatsız etmişti…Niyeymiş efendim, Türk'e ait kelime kullanıldı diye. Osmanlıyı hatırlatıyor, Türk’ü hatırlatıyor diye…Türk’ü hatırlatan her şey İslam’ı hatırlatıyormuş!.

Madem yerli ve milli olacağız. “Cami, okul, aşevi, kütüphane, hastane” gibi birçok yapının yer aldığı yapılar topluluğu manasına gelen “külliye” kelimesini üniversite kampüsü için de kullanalım! Madem milli olacağız ve de yerli olacağız, üniversitelerimizi yöneten hocalarımızın üzerinden Hristiyanlık mekteplerinden kalma dinsel kelimeleri atalım.

hasan23onur@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl
25Ağs

Karadeniz Müjdesi

17Ağs

Neden Şimdi Joe?

19Oca

Yeniden Erbakan..!

23Tem

Soyulduk!